ADALET GECİKMEZ TEZ VERİLMELİ

Bu bir yarım kalmışlık hikayesidir…

Bu bir kırık kalplerin “bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim” serzenişini yetkili mercilere güzellikle anlatma mücadelesidir.

Bu bir alanında yetişmiş, işinin ehli, eğitimli ve kültürlü bir kitlenin hak ettiği statüyü almak istemesi gayretidir.

Bu bir kamu kurum ve kuruluşlarda çalışan tüm üniversite mezunu işçilerin vatanına, devletine ve milletine daha faydalı bireyler olmalarının manada anlam bulmasıdır.

Biz umutluyuz, kararlıyız, inanıyoruz.

Biz hala buradayız, asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.

Biz kamu kurumlarında çalışan tüm üniversiteli işçileriz.

Biz onbinlerceyiz.

Bekliyoruz.

Bize verilmiş sözlerin gereğinin yapılmasını bekliyoruz.

Bizimle birlikte sözleşmeli ve taşerona verilmiş sözler tutulmuşken biz neden mahzunuz?

Halbuki 2011 yılının haziran ayında Çaykur işletmelerindeki işçi olarak çalışan 267 personel, bakanlar kurulu kararıyla işçilikten 399 sayılı KHK’ye bağlı sözleşmeli pozisyona geçirilmişlerdi.

Biz neden 657 sayılı kanunun 4A maddesine bağlı pozisyona geçirilmiyoruz?

İktidardaki mevcut yönetimin Türkiye’de yıllardır biriken sorunları özellikle çalışanların sorunlarını çözdüğü, çözme iradesi gösterdiği tüm kamuoyunca bilinmektedir. Bizim sorunumuz kadro değildir. Biz kadro istemiyoruz bizim hali hazırda kadromuz zaten vardır, sadece statü değişikliği istiyoruz. Statü değişikliği yapıldığı takdirde devletimize olan maliyetimiz de azalacaktır. Bizim için yapılacak olan statü değişikliği bir lütuf olmadığını düşünmekteyiz, sadece açıklığa kavuşturulması gereken bir konudur. Biz üniversiteli işçiler bu duruma anlam verememekteyiz. Çünkü bizim lehimize olduğu gibi devletimizin de lehinedir.

Anayasa’nın tüm ilkelerine bağlı olduğumuz gibi eşitlik ilkesine de bağlıyız ve inancımız ise tamdır.

Eşit işe eşit ücret istiyoruz.

Kamu kurum ve kuruluşlarında yan yana ve sahada birlikte çalıştığımız memur arkadaşlarımız  gibi biz de üniversite mezunuyuz, asli ve sürekli görevde çalışıyoruz.

Biz neden mezuniyetimizin gerektirdiği diploma ve unvanımızı kullanamıyoruz?

Biz neden görevde yükselemiyoruz?

Biz neden başka kurumlara tayin ve nakil olamıyoruz?

Biz üniversiteli işçiler olarak memur arkadaşlarımız  gibi unvan kullanamadığımızdan şef, müdür yardımcısı ve müdürlük gibi makamlara yükselemediğimiz için; tayin, nakil, geçici görev gibi özlük haklarından yararlanamadığımız için; mesleklerimiz ile ilgili toplantılara, seminerlere, eğitimlere katılamadığımız için; kısacası özlük haklarımızın yeterli olmayışı, çalışma barışını bozmakta, huzur ve motivasyonumuzu olumsuz etkilemektedir.

İdealistiz.

Gelecek vaad ediyoruz ama sorumluluk ve yetki verilmiyor. Aktif olmak istiyoruz. Emeğimizi çok daha verimli kullanmak istiyoruz.

Biz neden pasifize ediliyoruz?

Biz vatanımıza, devletimize ve milletimize daha faydalı bireyler olmak istiyorken neden önümüzdeki engeller kaldırılmıyor?

Nitelikli iş gücünün ve inovasyonun çok değerli olduğu bu çağımızda devlet aklının işinin ehli yetenekli personelinden daha fazla istifade edeceğini umuyor, kamu kurum ve kuruluşlarda çalışan biz tüm üniversite mezunu işçilerin ünvansız, yeniliğe ve gelişmeye kapalı, ekonomiye katma değerimiz minimum olarak çalışmamıza vicdanımız elvermemektedir…

Bu ahvalin çözümü vardır. Çözüm: Yasal düzenleme yapmaktır.

Saygılarımı sunuyorum…

Bekir Türk

Üniversite mezunu işçi !

Üniversiteli işçiler platformu

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu